Web sitemize hoşgeldiniz, 19 Kasım 2017

Kalben

Kalben

Müzik düşünmeye 8 yaşındayken annemin hediyesi beş oktav bir Casio klavye ile başladım. Sonra piyano dersleri geride kaldı ve taşındık.
İzmir’de yaşamaya alışırken ilk gitarımı kucakladım. Markası “Santana” idi. Yeni olmasına karşın birçok perdede koma vardı ve onun o cızırtılı sesine vurulmuştum. Şarkı yapmaya başladım. İlk şarkımın adı “Geri Dönme” idi ve tahmin edebileceğiniz üzere ergenliğe özgü, tarif edilemez bir umutsuzluktan besleniyordu.
2007’de Billkent Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldum. Daha sonra burslu olarak Kültür ve Medya Çalışmaları bölümünde yüksek lisansımı tamamladım. Hayalim hiçbir zaman diplomat olmak değildi zaten; sosyolojiye ilgim vardı ve yadigarları odak alan, anı saklamamızın sebeplerini araştıran bir tez yazdım. Şarkı yapmaya devam ediyordum.
Ankara benim için bittiğinde, yani kiramı ve faturalarımı ödeyecek düzenli bir iş bulamayınca, İstanbul’u denemeye karar verdim. Sanki gidilecek başka yer yokmuş gibiydi. Milyonlar bu büyük şehirde iş ve aş buluyordu. Benim neyim eksikti?
Yetişkin olmak, para kazanmak, düzenli bir hayat kurmak için sadece bavullarımı alıp taşınıverdim Cihangir Pürtelaş Sokak’a. Universal Pictures’da çalışmaya başladım ve iş yerim Unkapanı’ndaydı. Şimdi düşününce klişeliği hoşuma gidiyor bu taşınma hikayesinin.
Senaryo yazarlığı, reklam yazarlığı, çevirmenlik, proje yöneticiliği, marka müdürlüğü gibi çeşitli işler yaptıktan, işsiz de evsiz de kaldıktan, dost kaybedip dost bulduktan sonra günlerden bir gün (18 Ekim 2014) Sofar Sounds İstanbul’da çaldım. “Sadece” videosu dünyanın en çok izlenen Sofar videosu oldu. Gazetelere çıktık, sonrası konserlerle, ilk albümle ve büyüyen bir dostlukla, aşkla geldi.
Salon IKSV, Babylon, IF Performance Hall gibi çeşitli mekanlarda ve Zonguldak’tan Berlin’e birçok yerde konser veriyoruz. Sahnede insana, hayata, dünyaya dair birçok güzellik buluyoruz. Yalnız çıktığım yolda, canım sevgilim Berkant Ali İncesaraç ile ilerliyorum. Bas gitarıyla, melodileriyle müziği yeni ve aydınlık günlere dönüştürüyor. Sahnede Tuğrul Bafra ve Egemen Özkasnaklı bize eşlik ediyorlar.
Lulu’nun Maceraları adlı bir çocuk kitabı serim var. Çizeri sevgili dostum Dilem Serbest. Hep dostlarımla, sevdiğim insanlarla üretme arzusu içindeyim. Albüm kapaklarımız ve tasarımlarımızda da Hayrettin Taşkaya’ya emanetiz. Bu da değişmedi. Hayat, ne kadarsa o kadar, yol boyunca hep sevmekle ilgili. Yine, yeniden buluşmak üzere. Öpüyorum.

Sanatçıya Ait Eserler